Cumhurbaşkanı: En büyük zenginliğimiz tarihi mirasımız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Cumhuriyetin 97. Yılında Milli Mücadele Sergisi” açılışında açıklamalar yaptı. Erdoğan, “En büyük gücümüz, tarihi mirasımız. Bu miras hakkıyla hıfzedilmeden ne 15 Temmuz anlaşılabilir ne Cumhuriyetimizin kıymeti bilinebilir” dedi

Cumhurbaşkanı: En büyük zenginliğimiz tarihi mirasımız
29.10.2020
A+
A-

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Millet Kütüphanesi’nde “Cumhuriyetin 97. Yılında Milli Mücadele Sergisi” açılış programında konuştu.

Erdoğan, “Yaşadıklarımız gösteriyor ki Türk milletinin istiklal mücadelesi, vatanına, bayrağına, ezanına sahip çıkmaya devam ettiği sürece bitmeyecek.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “En büyük gücümüz, tarihi mirasımız. Bu miras hakkıyla hıfzedilmeden ne 15 Temmuz anlaşılabilir ne Cumhuriyetimizin kıymeti bilinebilir.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhuriyetin 97. Yılında Milli Mücadele Sergisi” açılışında açıklamalar yapıyor. Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“İSTİKLAL HARBİMİZDEKİ RUH YOLUMUZU AYDINLATIYOR”

“Bundan bir asır önce İstiklal harbimizi veren cumhuriyetimizi kuran başta Mustafa Kemal ve tüm kahramanları şükranla yad ediyorum. Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana ülkemizin gelişmesi, büyümesi için ter dökmüş, katkıda bulunmuş herkesi şükranla anıyorum. Ülkemizin bütünlüğü, milletimizin birliği, devletimizin bekası uğruna kahramanca mücadele eden tüm askerlerimize, güvenlik güçlerimize teşekkür ediyorum. Tarihten ve yaşadığı coğrafyadan tamamen silinmeye çalışılan bir milletin yeniden ayağa kalkışın sembolü olan İstiklal Harbimizdeki ruh ve heyecan bugün de yolumuzu aydınlatıyor.

“NİCE MAZLUM VE MAĞDURLARIN GÖZÜ ÜZERİMİZDEDİR”

İstiklal Harbimizi zafere ulaştırıp Cumhuriyetimizi kurarak pek çok mazlum milletin gönlüne bağımsızlık ateşinin özü Anadolu’dan çıkmıştır. Balkanlar’dan Güney Asya’ya yayılan özgürlük ateşinin közü Anadolu’dan çıkmıştır. Bugün de kalbi ve gözü üzerimizde olan nice mazlum ve mağdurlara umut veriyoruz. Türk milletinin istiklal mücadelesini vatanına, bayrağına, ezanına sahip çıktığı sürece bitmeyecektir. Bölgemizde yazdığımız her yeni destanla maziden atiye kurduğumuz köprüyü takviye ediyor, güçlendiriyoruz. Malazgirt zaferinden başlayıp günümüzde süren mücadeleyi çok iyi öğretmeliyiz. En büyük gücümüz tarih mirasıdır.

“TÜRK MİLLETİNİN GEÇMİŞTEKİ GİBİ CESUR BİR RUHU VAR”

Halide Edip Hanımefendi şöyle diyordu:

‘Ruhu göklerde olan ecdadımız minarelerimizden yedi yüz yılın şanlı Osmanlı tarihinin bugünkü faciasını seyrediyor. Bu tarihi, bu muazzam meydanda zafer alayları yapan kahraman ecdadımızın ruhları karşısında, dünyanın bir başından bir başına at süren ona mağlup erlerin gazapları karşısında başımı kaldırıyor ve diyorum ki: Ben Türk ve Müslüman tarihinin bedbaht bir kızıyım. Eskileri kadar kahraman fakat bedbaht yeni milletin de bedbaht bir anasıyım. Bu yeni millet namına, ulu ecdadımızın ruhları önünde başımı eğip yemin ediyorum. Bugün kolları kesilmiş Türk milletinin geçmiş günlerdeki kadar cesur bir ruhu var.Yemin ediyorum ki, göğsünü adalet ve insaniyetten alan ecdadımın ilahi namusuna hıyanet etmeyeceğiz. Allahıma ve hakka dayanarak Türk milletinin son yolunu size ve dünyaya ilan ediyorum.

“BUGÜN AÇTIĞINIZ DAVANIN HAK VE ULVİYETİ KAZANACAKTIR”

Asırlardan beri sinsi sinsi devam eden Avrupa’nın istila siyaseti her vakit Türk toprakları üzerinde en vicdansız bir şekilde tecelli etmiştir. Ayda ve yıldızlarda zapt edilecek Müslüman ve Türk toprakları ve milletleri olduğunu haber alsa oraya istila ordusu göndermek için mutlak yol bulacak olan Avrupa’nın eline nihayet bir fırsat geçmiştir. Türk’e zalim ve günahkar diyen, milletlerin günahı için mahkeme kuranların bu günahı o kadar çirkin ve sefil bir günah ki, lekesini engin denizlerin nihayetsiz suları yıkayamayacaktır. Avrupa’nın bu günahı karşısında sizin için bugün yegane yükselen ses Müslüman dünyanın sesi! Esaret boyunduruğunun zincirleri ta canına geçmiş olan Müslüman kardeşlerimiz sizin için bugün gür sesleri ile haykırıyor. Ben kardeş Müslüman dünyalarına da sizin namınıza yemin ediyorum. Davamız şudur: Türkiye’nin mevcut olan hak ve istiklalinin elinden alınmaması. Türkler ve Türkiye ecdatlarına ve bayraklarına ve milletimizin ebedi ve ilahi hakkına hıyanet etmeyeceklerdir. Ya Rabbi, hakkın ve milletlerin bir mahşeri, bir mahkeme-i kübrası hazırlanıyor. Bu mahkemeye millet ve hakkı çiğneyen zalimler gelecektir. Ve bu zalimleri en evvel kendi milletleri mahkum edecektir. Milletlerin ruhunda her vakit ilahi bir hak ve büyüklük vardır. Bugünkü Müslüman alemi, öteki millet hakkı için bağıracak milletler; Birini kazandınız, ötekini bugünkü açtığınız davanın hak ve ulviyeti kazanacaktır.

“BAYRAĞIMIZA, ECDADIMIZIN NAMUSUNA HIYANET ETMEYECEĞİZ”

Hükümetler düşmanınız, milletler dostunuz, kalbinizde isyan kuvvetinizdir. Böyle muazzam bir günü Osmanlı tarihi, Osmanlı toprağında bir defa daha idrak edemeyecektir. Bugün size haber verdiğim milletlerin hak günü uzak değildir. O gün gelirse içimizden bugün burada bulunanlardan bazıları bu dava yolunda ölmüş olursa, onun mezarı üstüne istiklal bayrağınızla geliniz ve o günü müjdeleyin. şimdi yemin ediniz ve benimle tekrar ediniz: Milletlerin ilahi hakkı ilan olunacağı güne kadar kalbimizde heyecanımız kalacak, eksilmeyecektir. Yedi yüz senenin en asil ve büyük mirası olan vakarımızı, adalet ve terbiyemizi unutmayacağız. Yemin ediniz! Yedi yüz senenin tarihini ağlayan minareler altında yemin ediniz: Bayrağımıza, ecdadımızın namusuna hıyanet etmeyeceğiz.”

“BAŞKALARINA HAYRAN OLMAK YERİNE KENDİNE GÜVENEN”

Buradaki ifadeler İstiklal harbimizin manasını en güzel şekilde anlatıyor. İnşallah biz de aynı ruh ve heyecanla ülkemizi 2023, 2053, 2071’e taşıyacağız. Medeniyetimizin ve tarihimizin bize yüklediği sorumluluk elbette ağırdır ama şereflidir. Bizim gibi kesintisiz devlet geleneğine, kadim geçmişe sahip millet yoktur. İnancımızı, değerlerimizi, kültürümüzü yok etmek, bizi kendi ecdadımıza düşman etmek için her türlü yolu denediler. Hamdolsun bu gayretler başarılı olamadı. İnşallah ülkemizde en eski dönemlerden bugünlere kadar tarihimizi yeniden hatırlayan, yeniden kucaklayan, keşfeden bir nesil yetişiyor. Başkalarına hayran olmak yerine kendine güven, çalışan, araştıran, üreten, başarıya kilitlenen bir gençliğin ayak seslerini duyuyorum.

“TARİHİMİZİ BİLMEDEN ATİYE KURDUĞUMUZ KÖPRÜ EKSİK KALIR”

Okul çağına henüz gelen çocuklarımızın gözlerindeki pırıldı ve gönüllerindeki heyecan ümitlerimizi katlayarak arttırıyor. Malazgirt’ten İstiklal Harbi’ne kadar uzanan, günümüzde de süren coğrafyamızdaki mücadeleyi çok iyi bilmek gerekiyor. Tarihimizi bilmeden maziden atiye kurduğumuz köprü eksik, işlevsiz kalır. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 97. yıldönümü vesilesiyle Millet Kütüphanemizde açtığımız Milli Mücadele Sergisi bu sürecin küçük bir kesitine ışık tutmaktadır.Sergimizde yer alan eşya ve belgeler İstiklal Harbi ve Cumhuriyetimizin ilk yıllarına ait hatıralarını gözlerimizin önünde canlandırılacaktır. 57. alayımızın sancağı bunlardan biridir. Gazi Mustafa Kemal, bu sancağın sahibi olan 57. alayımızın askerlerine ‘Sizlere taarruzu değil ölmeyi emrediyorum’ diyerek ‘Çanakkale geçilmez’ destanının omurgasını yapmıştır. Sergimizin düzenlemesinde emeği geçen herkesi ayrı ayrı tebrik ediyorum. Sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.